Rotamız, Biga'nın cennet köşelerinden Kaynarca köyü ripkali şelalesi!...

03.05.2026 20:58
/haberresim\fc1baca3-a2ed-4ef1-b47b-6041d1ed00c6_3.05.2026.jpg

ROTAMIZ BİGA'NIN CENNET KÖŞELERİNDEN KAYNARCA KÖYÜ RİPKALİ ŞELALESİ!... Sabahattin ALİ "Mayıs, ayların gülüdür, taze bir çiçek dalıdır, İçerim ateş doludur; Mayıs'ta gönlüm delidir. Yeşil dağlara göçülür, Kırmızı şaraplar içilir; Yarim dökülüp saçılır, Mayıs'ta gönlüm delidir. Göklere karşı yatılır, Dertlerimiz unutulur; Eski sevgiler atılır; Mayıs'ta gönlüm delidir. Uzakta kuşlar seslenir; Gönlüm genişler beslenir. Yaşamaya heveslenir, Mayıs'ta gönlüm delidir. Yumuşak rüzgarlar eser; Çimenlerde yarim gezer, Yanılır, bana gülümser; Mayıs'ta gönlüm delidir." Sözleri ile anlatmış Mayıs ayını. Roma ve Yunan mitolojisinde bereket, toprak ve bahar tanrıçası olan Maia'ya ithafen adlandırılmış Mayıs. Taze yaş sığır dışkısına da mayıs denir bazı yörelerde. 3 Mayıs 1944'den beri Türkçülük Günü. Kutlu olsun. "Bir Türk Dünyaya Bedeldir". Ne Mutlu Türküm diyene. Mayıs ayı Türk milletinin kaderini değiştiren, diriliş ve bağımsızlık meşalesinin yakıldığı çok önemli dönüm noktalarına ev sahipliği yapmıştır. 3 Mayıs aynı zamanda Dünya Basın Özgürlüğü Günü. Basın özgürlüğü tartışılır bütün dünyada. 2 Mayıstan itibaren başlayan yağmur ve düşen hava sıcaklığı kışı aratmadı. Bir de üstüne rüzgar eklenince sanki kış ortasında bir hava yaşadık. Farklı meslek gruplarından farklı yaşlardan aynı amaçla bir araya gelmiş insanlardan oluşan BİGTAY Biga'nın en güzel köşelerinden yerleri sınırları içerisinde barındıran Kaynarca uğrak yerlerimizin başında geliyor doğa yürüyüş rotalarında. Yağmurla uyandık 3 Mayıs sabahı. Hava kapalı. Evin penceresinden ön bahçedeki ceviz ağacının yeni çıkan taze, küçük, kahverengimsi yaprakları dalları ile beraber sallanıyor rüzgarın etkisi ile. Hav durumuna bakıyorum. Pazar yağışlı gözüküyor Meteoroloji Genel Müdürlüğü bülteninde. Ayrıntılı hava durumuna bakıyorum. AccuWeather de anlık hava durumuna bakıyorum. Hemen hemen her saat yağışlı gözüküyor. Anlaşılan bugün ıslanacağız diyerek sırt çantasını karıştırıyorum. Kullan at yağmurluk var iki adet. Tozluklar tamam. Bir elma, bir portakal biraz kuruyemiş alıyorum yanıma. 0,5 litrelik pet şişeyi evdeki sudan dolduruyorum. Hava soğuk olacak. Uzun kollu içliğimi giyip üstüne sarı renkli BİGTAY Tişörtümü sırtıma geçiriyorum. Üstüne Sarı poları. Yağmur geçirmez diye aldığım montu içine de alıp sırtıma geçiriyorum. Su geçirmez diye aldığın botları ayağıma geçirip yola çıkıyorum. Kapıdan çıkar çıkmaz ayaz yüzümü yalıyor. Kafama yeşil Orman Mühendisleri Odasının verdiği polar şapkayı kulaklarıma kadar geçirip üstüne montun kapşonunu atıyorum. Boynuma da BİGTAY Buff'umu boynuma takıyorum. Eldivenleri alıyorum ama giyinmeyi gerek görmüyorum. Sırt çantamla arka bahçeden sokağa çıkıyorum. Komşunun evin önündeki fıstıkçamını süsleyen mor salkımı fotoğraflayıp yoluma devam ediyorum. Beyaz çiçekli vişne ağacının yanından geçiyorum. Kaldırımdaki defne ağacının kaldırım taşlarını kaldırışını hayretle izleyip yoluma devam ediyorum. Genç göknar ağacının tazeaçık yeşil sürgünlerini elleyip karşıdaki gelinlikçinin bahçesindeki Ladin ağacının açık yeşil taze yapraklarına bakıyor caminin bahçesinde minare gibi yükselen palmiye ağaçlarının yapraklarının rüzgarda dansına hayran kalıp bahçenin köşesindeki mavi servi ağacının selamlıyorum. Belediyenin önündeki alev ağaçlarının yeni çıkan koyu kahve yapraklarının arasında beyaz çiçeklerini görmeden geçemiyorum. Her Pazar buluştuğumuz Belediye otobüs durağında arkadaşlarla buluşuyorum. Yeni katılanları hoşbeşleyip aracımıza biniyoruz. Kapalı Pazar yerinin önünden geçip Biga Çan Karayoluna çıkıyoruz. Hava kapalı, yağmur yağmaya devam ediyor hızlıca esen rüzgârın etkisi ile. Akkayrak köprüsünden Kocabaşı geçip yağan yağmur ve rüzgarla birbirine karışmış odun kömürü ocaklarının dumanları arasında Kırkgeçit Kaplıcasına doğru ilerliyoruz. Aracımızın camına eklenen koyu film nedeni ile dışarıda hava aydınlık olsa da içeriden sanki gece yarısı imiş gibi gözüküyor. Benim koltuğun camındaki filmi kısmen koparmışlar, yeşil manzarayı görebiliyorum. Dere içindeki yoldan kırkgeçit Kaplıcasına varmadan Kaynarca kavağından sola döndük. Mahmutcuk deresini takip eden Kaynarca yolundan Kaynarca Köyüne ulaşıyoruz. Yağış devam ediyor. Caminin yanındaki köy kahvesini açmış muhtar. Çayı da demlemiş. Mayıs olmasına rağmen dışarıdaki ısının düşüklüğünden sobayı da yakmış. Masalara dağılıp Köy Muhtarının demlediği sıcak çay ve sevgi dolu bardaklarımızı masalarda oturan arkadaşlarımıza dağıtıyoruz. Gözlerimiz Kaynarcanın değişik enstromanlar çalan Dallas lakaplı amcamızı arıyor. Rahatsızlıktan dolayı gelememiş. Şifalar diliyoruz kendisine. Sırt çantalarımızdaki kahvaltılıklarla kahvaltımızı yaptıktan sonra hazırlanıp yola çıkıyoruz. Kaynarcanın batıya uzanan sırtından yürüyüşe başlıyoruz. Köyün dışına çıkınca tarla içlerinde tek tek barakalara rastlıyoruz. Kuzeye doğru yönelen yol boyunca bize yolu takip ediyoruz. Yavaş yavaş yağan yağışla birlikte rüzgar da etkisini gösteriyor. Bazı arkadaşların üşümeye başladığını geri dönmek istediğini öğreniyor geriden onların yaklaşmasını bekliyoruz. Arkadaşımıza bazı taktikler verip donanımını kontrol ediyoruz. Yedek eldivenimizi ve boyunluğumuzu veriyoruz. Taktiklerimizle cesaretlenen arkadaşımızla beraber yürümeye devam ediyoruz. Sırt üzerinden tekrar batıya dönen yolu takip ediyoruz. Orman içine giriyoruz. Yol ikiye ayrılıyor. 436 rakımlı tepenin sırtından tırmanıyoruz. Gedikli mevki olduğunu öğrendiğimiz çok sık olmayan 2 kapalı genç meşe ormanlarının arasından yürümeye devam ediyoruz. Alt tabakada yayılan beyaz çiçekli ağaç fundalarının ve beyaz çiçekli ladenlerin arasından yürürken pembe renkli salepleri tek tük görüyoruz. Tepe üstündeki tarlaya ulaşıyoruz. Tarla kenarından amacımız yola inmek. Ama patikalardan ilerlerken otsu bitkiler ve çalıların üzerinde yağışın etkisi ile biriken su damlaları dizlerimizin üzerinde pantolonlarda kalıyor ve zamanla ıslaklığı tenimizde hissetmeye başlıyoruz. Yoğunlaşan çalıların arasından geçemeyeceğimizi anlayınca geri dönmek zorunda kalıyoruz. Tepenin alt yamacına doğru ilerleyen patikadan yürüyoruz. Uzun yıllar kullanılmadığı anlaşılan patikadan aşağıya Kaynarca asfaltına doğru iniyoruz. Yolun kenarına geldiğimizde suların geniş alanı kapattığını ve karşıya geçemeyeceğimizi anlayıp dere kenarında geçiş yolu arıyoruz. Ağaçların arasında bulduğumuz aralıktan geçip asfalta çıkıyoruz. Yol boyunca Kırkgeçit deresine doğru ilerliyoruz. Yağışın etkisi ile yol kenarı çeşmeleri çoşmuş, bazıları bulanık akıyor. Alt tarafımızda yola paralel giden Mahmutcuk dersine her yerden dereciklerden sular karışıyor ve dereyi iyice azdırmış. Suyun çağıltısı asfalttan duyuluyor. Karşı yamaçlardan inen bazı dereler incecik şelaleler oluşturmuş. Şelale'ye giden yolu buluyoruz. Yağışın etkisi ile yol biraz çamurlaşmış. Patika boyunca bazı ağaç ve çalıların yerinden kaydığını görüyoruz. Dere içinde bulunan alttaki şelaleye ulaşıyoruz. Dere iyice çoşmuş. Birkaç kişi iniyoruz. Biraz yukarıya doğru yürüyoruz. Ama dereden ilerlemek mümkün değil. Alt taraftaki şelalenin alt kısmına iniyoruz. Amacımız aşağıya doğru yürümekti. Çoşan dereden geçmek mümkün değil. Geriye asfalta çıkıyoruz. Bazı operatörler çekmiyor buralarda. Çeken operatörler de var tabi. Aracımızı arayıp bizi bulmasını istiyoruz. Yol boyunca yürümeye devam ederken aracımız arkamızdan bize yetişiyor. Donumuza kadar ıslandığımız Mayıs başı yürüyüşünü böylece tamamlıyoruz. Sırt çantalarımızda bulunan giysilerle ıslakları değiştirip yolumuza araçla devam ediyoruz. Kış aylarında bile böylesini göremediğimiz yağmur rüzgarla birlikte halen devam ediyor.


Konuk Yazarlar

Etkinlik Takvimi

İletişim Bilgileri

Biga Tanıtımı